Pazar, Kasım 26, 2006
sinir
İnsan dediğimiz varlık o kadar garip bir varoluşa sahip ki ne zaman ne şekilde davranacağını bi türlü kestiremiyorsun. Ne için yaşıyosun bu hayatta , ne için mücadele ediyorsun. Belki de cevaplanması en zor sorulardan biri de bu zaten. Herkesin kendine göre cevapları vardır mutlaka. Çocuklarım için yaşıyorum , sevgilim için yaşıyorum , isteklerimi gerçekleştirmek için yaşıyorum vs... Peki kaç kişi kendisi için yaşıyor bu hayatta , kendi isteklerini gerçekleştirebiliyor. Hep bir gelecek kaygısı , bir savaş içerisindeyiz aslında ve bu öyle bir savaşki çoğunlukla mağlup ediliyoruz para denen lanet yüzünden. İsteklerimizi gerçekleştiremiyoruz hayatta . Belli bir yaşa kadar geleceğimizi ailelerimiz yönetiyor. Ondan sonra da onların çizdikleri yolda yürümek kalıyor seçenek olarak. Çok az kişi gerçekten de kendi isteklerini ön planda tutup belli bir yaştan sonra ancak herşeyi siktir edip kendi istediği gibi yaşamaya başlıyor ve toplumumuz böyle insanlara deli , kaçık , hain evlat ökkeş yakıştırması yapıyor. Peki toplum olarak neden bu durumdayız belki de bunu araştırmak gerekiyor ilk başta. Neden bir gelecek kaygısı içine düştük ve sonumuz nereye gidiyor. Bırak 3-5 yılı ertesi gün yapılacak bir işi bile bugünden düşünmeye başlıyoruz. Neden oluruna bırakmaya korkuyoruz herşeyi. Gelecek dediğin şeyi siktir edip ömrünün ne kadar olduğunu bilmeden günübirlik yaşama insanlar ne zaman başlayabilecek. Ne zaman bizler suratlarımızdaki maskeleri atıp içimizdeki gerçeği yüzüstüne çıkartabileceğiz. Bir cool görüntü , çevrene farklı görünme isteği , içindeki çocuğun ortaya çıkamaması daha ne kadar sürecek. Cevap : Yaşadığın sürece... Çünkü öyle bir sistem içerisine oturmuşuz ki insanlara kendi özümüzü göstermeye korkuyoruz. Ağlamak istediğinde ağlayamıyorsun , söyleyeceğin sözler boğazında kalıyor söyleyemiyorsun , içten olarak sarılmak bir daha bırakmamak istiyorsun ama nafile. Bir yalanı yaşamaya geldik sanırım bu hayata ama artık yeter!!!!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder