Perşembe, Ocak 24, 2008

hello afrika ne var ne yok orda!



evet ya uzun zaman oldu farkındayım. Bilgisayarın kaşısında oturup üstelik türkçe karakterlerle birşeyler yazmanın bu kadar güzel olacağını hiç düşünmemiştim .)))

aradan geçen bu zaman zarfında bloğa uğrayıp acaba yeni birşey yazmış mı diye merak eden ve yorumlarını chatboxta eksik etmeyen ertaç ve abime teşekkürlerimi sunar sahalara döndüğümü belirtmek isterim.)))


dipnot:vista ananı alda git!!!!

Pazar, Nisan 15, 2007

ulan rusca blog mu olur!!!!!

yahu girdim baktim blog rusca cikti. hadi bakalim hayirlisi ne bok yiyecem hafizama guvenmek zorundayim. ha bide turkce klavye yok burada bole idare edecez artik. dun fabric die bi mekana gittik burakla beraber. bizim oralarin reynasi tadindaymis. gerci tadina doyum olmaz mekanin ama hala basimda filler sikisiyo, kulaklarim sagir durumunda. bugunu atlatirsam bi daha is oncesi icmeye gitmeyecem .P discoda 3 tane stage yapmislar we bikinili kizlar dans ediyo dumur oldum valla .)) eksin oldu mu diye soruyorsaniz daha bisi yok anlatacak ama kizlar hakkatten guzel. ozenipte yaratilmis cogu walla. simdilik bu kadar .))))

Perşembe, Şubat 01, 2007

nothing but you



You are the light and the way they'll only read about...

Cumartesi, Ocak 13, 2007

trip with riders on the storm




phase 1

storm..
yağmur hızlı ve de sert . yeşil ovalar dümdüz ve de uzun...
gözünü alabildiğince yeşillik ve de ferahlık.... kafası
dışarıda, pencere açık, omuzlarına kadar sarkıtmış bedeni... o da
ne! yağmur çarpmakta suratına sert ama rahatlatıcı şekilde ve de
rüzgar. saçları havalanmakta fütursuzca ve de keskin bir şekilde
ıslaklığı kaçırmakta suratından ama yağmur şiddetli! ve de
durdurmamakta surattaki ferahlatıcı ıslaklığı, bakmakta dışarı
doğru, hızlıca etrafından kayan yeşilliğe .. o da ne yapraklar
şahane! hepsi ıslak ve de su damlatmakta...sonra yağmur diner,
tren bulutları aşar... kafası hala dışarda ama saçları ve de
suratı kuru... hatta çatlamaya yüz tutmuş.. ne de güzel yine de
rahat ve de ferah... tren kıvrılmakta yolda.. hızlı ve de
yumuşakca... dağa doğru ilerlemekte... tepeyi aşmak adına...ve o
anda görür..yoldaki katili... sakin ve de şaşkınlık iki ters
heyecan , ters duruş aynı gözlerde...kendisine bakmakta.!


phase 2

rider...
yağmur hızla çarpmakta, arabanın silecekeri de bir o kadar hızlı
çalışmaktaydı. ama gene de cama çarpan yağmur değil de denizdeki
dalga gibiydi. ilerliyordu yolda süratle. 500gt ... fark yaratın!
hehe, evet sloganıydı bu, heyecanın bir parçası... kıvrımlı yolda
ilerlerken hissettiği rahatlık duygusu, arabanın güvenliği ve
yağmurun sesi rahatlatıyordu onu. elindeki sigaradan bir nefes
daha çektikten sonra hızını arttırdı... yağmur arkada kalmıştı,
belki millerce uzaktaydı.. hızını almış giderken birden gözüne
bir karaltı ilişti ,yanından geçmekteydi bir bizon kafatasının.
yavaşladı , durdu! dışarısı sıcak ve de kuru.. arabanın üstü
tamamen toz kaplamış ama yine de şahane.. kafatasına doğru
yaklaştı.. içinden kaçan birşey.. ne o ya? tarla faresi...bu
muydu derken kaçtı tarla faresi yanından. baktı o sırada
bulutlara doğru. gördü ki uzaktalar, izledi fareyi... elindeki
zippoyla, evini ateşe veren bir çocuk gibi... yeşilliğin içine
daldı.. adeta kayboldu ve de fırtına yaklaşmaktaydı.. korkmuyordu
ki yağmurdan.. devam etti.. ovanın dışına kadar kah kaybolup kah
gözüken fareyi izledi.. ta ki tren yolunun dibine kadar. elinde
zippoyla.!

phase 3

riders on the storm...
baktı sakince ve de aynı zamanda şaşkın, trene doğru.. fırtına
sonunda gök gürültüsüyle patladı yanıbaşında..trenin sert
düdüğüne karıştı gök gürültüsü ve de irkildi, tam da o anda
gördüğünde trenden kafasını çıkarmış olan tek adamı... herşey ne
de ağır ilerliyor gibiydi.. göz göze geldiler, gülümsediler...

Pazar, Ocak 07, 2007

one last goodbye


hayatımı sikti belki de bu parça ama nedendir bilmiorum hala dinlemekten ve acı duymaktan zevk alıyorum. her insan da biraz mazoşistlik yok mu ki zaten, sorunun cevabını gerçekten bilmiyorum belki de bana özgü bişi sadece ama her dinlediğimde tekrardan sikse bile dünyamı, bundan artık garip bir zevk almaya başladım. kopamıyorum, resmen bir parçam oldu. annelerinin ölümü üzerine yazılmış bir parça olmasına rağmen hissiyatı çok farklı olmakla birlikte bu kadar yaşantımla uyuşan bir parçaya da (hem sözleri hemde müziği açısından) rastlamadım sanırım daha. tabiki bu sadece bireysel bir olaydan ibaret. ama her sıkkın olduğumda da bu parça olmadan olmuyor be!
2001 - 200.


How I needed you
How I bleed now you're gone
In my dreams I see you
I awake so alone

I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way

Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never, never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
And I grieve

In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real

I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love

And somehow I knew you could never, never stay
And somehow I knew you would leave me
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
Oh I wish, I wish you could have stayed

Pazar, Aralık 31, 2006

passenger


geldik gidiyoruz be abi sene olmuş nerdeyse 2007. bir günden az kaldı. milyonlarca yıllık dünya tarihinde sıradan bir sene oysaki. süslemeler, hediyeler alındı. bekleniyor ki yeni yılın ilk dakikalarında farklı bir gelişme olacak. oysaki geçtiğin günün ertesi sadece salak , bu farklı bir yıl değil sadece takvimden kaynaklanan bir yanılsama. hadi iyimser olacam bıdı bıdı yapmayacam daha fazla ama dönüp baktığında 2006'ya nasıl girdiğini bi hatırla. isteklerini hatırla. her sene sonunda dönüp bakılmayan bir şey. geçen sene yeni yıldan isteklerinin ne olduğuna ve sene sonundaki haline baktın mı hiç. fark yok di mi bu sene de isteklerinden. hatta siktir et isteklerinin gerçekleşip gerçekleşmemesini istemediğin bir sürü olay oldu di mi bu sene gene. boşver abi sen herşey güzel olacak. yeni yıldan beklentilerini sırala, devam et. dünya barışı, kardeşlik, siyasilerin dediği gibi ülkemiz için daha güzel bir yıl, ab'ye fln girelim hatta bu yıl ne bilim.
o kadar yerdim ama benim de bu sene için isteklerim var oda sadece yaşayacağım acılar, ki sene bitmeden birsürü olacak bundan eminim, düşük seviyede olsun ve kayıp içermesin. evet galiba tek beklentim bu. en azından bunu çok görme amına koyim...

Salı, Aralık 26, 2006

ayıp yatakta olur

ulan seneler boyu bunu duyduk bunu işittik hep büyüklerimizden sağdan soldan. delirecem ya kafama takıldı şimdi; ayıp olan yatakta yapılan seks ise ve bu ayıp bişeyse eğer, bunu evin içinde başka bir mekanda yaptığında ayıp olmuyor mu? bu biiiir (bu arada arka planda camel'ın nude albümü çalıyor acaip tavsiye ediyorum) eğer yorgan altında yaptığın seks değil de başka ayıp bişeyse bu ne olabilir? ha eğer ayıp olan uyumaksa da bütün değerlerimiz yıkılmak üzere şu anda ben bu yazıya daha fazla devam edemeyecem, korkuyorum...