Cumartesi, Ocak 13, 2007

trip with riders on the storm




phase 1

storm..
yağmur hızlı ve de sert . yeşil ovalar dümdüz ve de uzun...
gözünü alabildiğince yeşillik ve de ferahlık.... kafası
dışarıda, pencere açık, omuzlarına kadar sarkıtmış bedeni... o da
ne! yağmur çarpmakta suratına sert ama rahatlatıcı şekilde ve de
rüzgar. saçları havalanmakta fütursuzca ve de keskin bir şekilde
ıslaklığı kaçırmakta suratından ama yağmur şiddetli! ve de
durdurmamakta surattaki ferahlatıcı ıslaklığı, bakmakta dışarı
doğru, hızlıca etrafından kayan yeşilliğe .. o da ne yapraklar
şahane! hepsi ıslak ve de su damlatmakta...sonra yağmur diner,
tren bulutları aşar... kafası hala dışarda ama saçları ve de
suratı kuru... hatta çatlamaya yüz tutmuş.. ne de güzel yine de
rahat ve de ferah... tren kıvrılmakta yolda.. hızlı ve de
yumuşakca... dağa doğru ilerlemekte... tepeyi aşmak adına...ve o
anda görür..yoldaki katili... sakin ve de şaşkınlık iki ters
heyecan , ters duruş aynı gözlerde...kendisine bakmakta.!


phase 2

rider...
yağmur hızla çarpmakta, arabanın silecekeri de bir o kadar hızlı
çalışmaktaydı. ama gene de cama çarpan yağmur değil de denizdeki
dalga gibiydi. ilerliyordu yolda süratle. 500gt ... fark yaratın!
hehe, evet sloganıydı bu, heyecanın bir parçası... kıvrımlı yolda
ilerlerken hissettiği rahatlık duygusu, arabanın güvenliği ve
yağmurun sesi rahatlatıyordu onu. elindeki sigaradan bir nefes
daha çektikten sonra hızını arttırdı... yağmur arkada kalmıştı,
belki millerce uzaktaydı.. hızını almış giderken birden gözüne
bir karaltı ilişti ,yanından geçmekteydi bir bizon kafatasının.
yavaşladı , durdu! dışarısı sıcak ve de kuru.. arabanın üstü
tamamen toz kaplamış ama yine de şahane.. kafatasına doğru
yaklaştı.. içinden kaçan birşey.. ne o ya? tarla faresi...bu
muydu derken kaçtı tarla faresi yanından. baktı o sırada
bulutlara doğru. gördü ki uzaktalar, izledi fareyi... elindeki
zippoyla, evini ateşe veren bir çocuk gibi... yeşilliğin içine
daldı.. adeta kayboldu ve de fırtına yaklaşmaktaydı.. korkmuyordu
ki yağmurdan.. devam etti.. ovanın dışına kadar kah kaybolup kah
gözüken fareyi izledi.. ta ki tren yolunun dibine kadar. elinde
zippoyla.!

phase 3

riders on the storm...
baktı sakince ve de aynı zamanda şaşkın, trene doğru.. fırtına
sonunda gök gürültüsüyle patladı yanıbaşında..trenin sert
düdüğüne karıştı gök gürültüsü ve de irkildi, tam da o anda
gördüğünde trenden kafasını çıkarmış olan tek adamı... herşey ne
de ağır ilerliyor gibiydi.. göz göze geldiler, gülümsediler...

Pazar, Ocak 07, 2007

one last goodbye


hayatımı sikti belki de bu parça ama nedendir bilmiorum hala dinlemekten ve acı duymaktan zevk alıyorum. her insan da biraz mazoşistlik yok mu ki zaten, sorunun cevabını gerçekten bilmiyorum belki de bana özgü bişi sadece ama her dinlediğimde tekrardan sikse bile dünyamı, bundan artık garip bir zevk almaya başladım. kopamıyorum, resmen bir parçam oldu. annelerinin ölümü üzerine yazılmış bir parça olmasına rağmen hissiyatı çok farklı olmakla birlikte bu kadar yaşantımla uyuşan bir parçaya da (hem sözleri hemde müziği açısından) rastlamadım sanırım daha. tabiki bu sadece bireysel bir olaydan ibaret. ama her sıkkın olduğumda da bu parça olmadan olmuyor be!
2001 - 200.


How I needed you
How I bleed now you're gone
In my dreams I see you
I awake so alone

I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way

Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never, never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
And I grieve

In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
And it feels so real

I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love

And somehow I knew you could never, never stay
And somehow I knew you would leave me
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
Oh I wish, I wish you could have stayed